Bir dala tutunmaya ihtiyacı vardı. Kendini kaybetmişti sanki. Gözlerinde bunu görmüştüm. Bakmamıştım, görmüştüm gerçekten. Aslında her şeyin farkındaydı, farkındaydık. En kötüsü bir dala tutunmak için ağacının olmadığının farkındaydı. Çaresizliğin hangi boyutuydu bu? Hangi seviyesindeydi acaba? Bazı insanlar kendi hikayesini yazar, bazıları da kendi hikayesini yazmaya korkar. Bu korku neden olur bilinmez. Ama bu hikayede yanan ben oldum. Yandım ve ankakuşu gibi küllerimden doğdum. Bir hocam gerçeğin peşinden koşmamı söylemişti. Gerçek neydi? Herkesin gerçeği aynı mıydı? Birini kaybettiğimizde aslında o'nu kaybetmiş olmuyormuşuz. Biz o'nu kaybetmiyor, o'ndaki kendimizi kaybediyormuşuz. /131020




Yorumlar

Popüler Yayınlar